Kestane Ağacı

Kayıngiller ailesinin bir ferdi olan ve 500 yıla ulaşan uzun bir ömür süren kestane ağaçları, 30 metreyi bulan dev yapılarıyla en görkemli ağaçlardan. Kestane ağacı daha çok kayalık yamaçları ve kumlu toprakları sever. Aşılandıktan 5 yıl sonra meyve vermeye başlar ve en yüksek verimine 50-60 yıl sonra ulaşır. Kerestesi iyi cila kabul ettiğinden mobilyacılıkta, odunu sert ve dayanıklı olması sebebiyle de ev yapımında kullanılır. Karadenizli tekne ustaları, ünlü takalarının omurgasını suda kolay çürümeyen kestane ağaçlarından yaparlarmış. Çürümeye karşı dayanıklı olması sebebiyle yapı işlerinde, demiryolu raylarının döşenmesinde, gemi yapımında ve elektrik direği olarak kullanılır. Yaprak ve çiçeklerinden ilaç ve kozmetik sanayinde faydalanılır. Genç sürgünlerinden ise sepet ve küfe yapılır.  Türkiye’ de yetişen tek tür olan Anadolu kestanesi ( Castanea Sativa ), Kuzey Anadolu kıyılarından Marmara Bölgesi’ nin içlerine ve Ege’ ye kadar geniş bir alana yayılır. Karadeniz’ in Ereğli ilçesinden başlayan ve Sinop’ a kadar uzanan kıyı şeridinde yetişen küçük meyveli kestane “kuzu kestanesi” olarak bilinmektedir.

Serander


Genellikle Orta ve Doğu Karadenize özgü, kırsal yörelerde görülen mimari bir yapıdır. Yapı, dört direk üzerine oturtulmuş bir tür odadır. Mutlaka evin dışında bulunur, kesinlikle ev ile serender arasında herhangi bir geçit, köprü bulunmaz. Yerden yüksekliği yaklaşık 5-7 metredir. Genellikle kare şeklinde tasarlanmıştır. Yapımında ahşap dışında herhangi bir malzeme kullanılmamaktadır.Yapının üstü sac veya "harduma" adı verilen yassı olarak yontulmuş ya da kesilmiş tahtalarla örtülerek su geçirmesi engellenir. Yerden yüksek olması ürünlerin haşerelerden ve yaban hayvanlarından korunmasını sağlar. Yapıya, genellikle akasya ağacından yapılan seyyar bir merdiven ile çıkılır ve inilir. Bu direklerin yukarı kısmına teneke çakılarak kaplanması veya tahtadan dört tekerlek konulması vasıtasıyla yapıya fare ve çeşitli böceklerin ulaşması engellenir.

Kestane'nin Öyküsü

1516 da tohumum toprağa düştü. 1816 da kereste olana dek meyve verdim.Daha sonra Kardeniz yaylalarında yapı olarak yüzlerce yıl hizmet ettim. Yapıların işlevi bitince yakacak odun olacaktım ki Akdeniz’in binlerce yıllık kültürünün nakış nakış işlendiği sedir ve katran ağacı ile buluştum. Kimi zaman birarada kimi zaman yanyana işlenip mobilya olduk. Şimdi doğa ve zenaatin kadim değerlerini, zamanın derinliklerinden evlerinize taşımak için buradayız.